Engelliler Konfederasyonu olarak, kurulduğumuz günden bu yana engellilerin haklarını bir yardım ve merhamet meselesi ya da sosyal hizmet lütfu olarak değil; insan hakları, eşit yurttaşlık, erişilebilirlik, temsil ve katılım temelinde savunan köklü bir hareketin temsilcisiyiz. Konfederasyonumuz, yarım asra yaklaşan kurumsal hafızası ve engelli hakları mücadelesindeki kararlı duruşuyla bilmektedir ki; engelli politikalarında gerçek bir zihniyet dönüşümü sağlamanın yolu, engellileri hizmetlerin nesnesi değil, sürecin asli özneleri ve karar vericileri olarak görmekten geçer.
Bu bağlamda Konfederasyonumuz, Türkiye’deki tüm yerel yönetimlerin uygulamalarını yakından takip etmekte ve hak temelli adımları her zaman desteklemektedir. Son yıllarda Diyarbakır Büyükşehir Belediyesinin engelli hakları alanında ortaya koyduğu vizyon, sadece bölgede değil tüm Türkiye’de engelli hareketi tarafından büyük bir memnuniyet ve heyecanla karşılanmıştır. Belediye bünyesinde Engelli ve Yaşlı Hizmetleri Dairesi Başkanlığının kurulması, kurumsal düzeyde bu alana verilen önemin en somut göstergesi olmuştur. Ardından hayata geçirilen hak temelli çalıştaylar, forumlar ve geniş katılımlı etkinlikler yerel yönetimlerde yeni bir kulvar açmıştır. Özellikle öncü bir nitelik taşıyan Nöroçeşitlilik Çalıştayı, ses getiren Engelliler Onur Yürüyüşü ve kapsayıcı bir zemin sunan Engelliler için Barış ve Demokratik Toplum Arayışı Konferansı gibi çalışmalar, ülke genelinde birçok belediyeye örnek teşkil etmiş, engelli örgütlerine ise moral ve güç vermiştir.
Konfederasyon olarak bizler de bu değerli süreci yakından izledik, davet edildiğimiz etkinliklerde yer alarak belediyenin bu vizyoner adımlarını her platformda takdirle ifade ettik.
Ancak, yerel yönetimlerde sergilenen bu pratiklerin bağlı olduğu siyasi iradeye, yani Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi’ne (DEM Parti) ve doğrudan partinin Engelliler Komisyonu’na baktığımızda, makro söylemler ile mikro pratikler arasında kabul edilemez bir tutarsızlık ve anlayış farklılığı olduğunu görmekteyiz.
DEM Parti Engelliler Komisyonu, bugüne kadar kâğıt üzerinde son derece iddialı adımlar atmıştır. Partinin kurumsal hafızasında yer alan “Engellilik Manifestosu” ve toplumsal farkındalık için hazırlanıp yayımlanan “Ayrımcı Tabirler Kitapçığı” gibi çalışmalar, engelliliğe yönelik tıbbi ve korumacı modeli reddeden ilerici belgelerdir. Keza DEM Parti’nin TBMM çatısı altında iktidarı engelli yoksulluğu, kamusal ayrımcılık ve Birleşmiş Milletler Engelli Hakları Sözleşmesi’nin uygulanmaması üzerinden haklı olarak eleştiren meclis araştırma önergeleri ve kanun teklifleri de Konfederasyonumuz tarafından yakından takip edilmektedir.
Ne var ki, merkezi siyasette ve muhalefetteyken iktidarı “engellileri yok saymakla”, “katılımcı mekanizmaları işletmemekle” ve “antidemokratik olmakla” sert bir dille eleştiren bir siyasi partinin, kendi yönettiği en sembolik yerel yönetimde bu temel ilkeleri açıkça çiğnemesi siyasi bir samimiyetsizliktir. Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi Engelli ve Yaşlı Hizmetleri Dairesi Başkanlığı görevine engelli olmayan bir kişinin atanması, DEM Parti’nin ve Engelliler Komisyonu’nun teoride savunduğu tüm eşitlikçi tezlerin kâğıt üzerinde kaldığını somut bir şekilde göstermiştir. Bu, kendi elindeki yönetim erkini doğru kullanmayarak engelli hakları politikasının sadece bir vitrin malzemesi ve siyasi söylem aracı olarak araçsallaştırıldığının açık kanıtıdır. DEM Parti Engelliler Komisyonu, kendi yayımladığı manifestonun arkasında duramadığını bu atamayla göstermiş, kendi varlık gerekçesini boşa düşürmüştür.
Eleştirimizin odak noktası, atanan kişinin şahsı, mesleki birikimi ya da iyi niyeti değildir. Konfederasyon olarak yaklaşımımız tamamen ilkeseldir; meseleye temsil, katılım ve özne olma hakkı üzerinden baktığımızı vurgulamak isteriz. Yaşadığımız ülkede, daha önce de örneklerini gördüğümüz, hak ve hakkaniyetle bağdaşmayan kararların bir benzeridir bu. 1990’lı yıllarda Kadından Sorumlu Devlet Bakanlığı görevine üç kez erkek bakanların atanması ya da 2020 yılında Batman Belediyesi Kadın ve Aile Hizmetleri Müdürlüğü görevine bir erkeğin getirilmesi gibi yakın tarihte onlarca örnek vardır. Kişilerin liyakatinden bağımsız olarak, öznelerin kendilerini temsil hakkı ve karar mekanizmalarında yetki sahibi olmaları bakımından yanlış olan bu uygulamalar, cinsiyet demokrasisinin benimsenmediği anlamına gelir. Engellilerle ve engelliler için tesis edilmiş kurum ve birimlerin engelli olmayan kişilerce yönetilmesi de benzer biçimde temsil hakkının ihlalidir.
Buradan açık ve hiçbir tereddüde yer bırakmayacak biçimde ifade ediyoruz: Engelli olmayan engelliler müdürü, engelli olmayan engelli daire başkanı istemiyoruz. Bizim adımıza karar veren, bizim ihtiyaçlarımızı dışarıdan tanımlayan ve yaşamadığı bir hayatı yalnızca idari ya da teorik bilgilerle anlamaya çalışan yöneticiler değil; engelliliği bizzat yaşayan, karşılaştığımız ayrımcılığı, erişilebilirlik engellerini, toplumsal dışlanmayı ve hak kayıplarını doğrudan bilen hak öznelerinin karar mekanizmalarında yer almasını istiyoruz. Çünkü engellilik yalnızca mevzuat okuyarak, rapor inceleyerek, toplantı düzenleyerek veya hizmet sunarak bütünüyle anlaşılabilecek bir alan değildir. Bizim yaşadıklarımızı yaşamayan kişiler, ne kadar iyi niyetli olurlarsa olsunlar, karşı karşıya kaldığımız sorunları, beklentilerimizi ve hak mücadelemizin ruhunu bizim kadar derinden anlayamazlar. Bizim adımıza düşünenleri değil, bizimle birlikte düşünen; bizim için karar verenleri değil, kararları bizimle birlikte alan; engellileri yönetilecek kişiler olarak değil, yönetimin ve karar süreçlerinin eşit ortakları olarak gören yöneticiler istiyoruz. Engelliler adına kurulan birimlerin yönetiminde engellilerin doğrudan bulunması bir ayrıcalık, lütuf ya da sembolik temsil talebi değildir; demokratik temsilin, eşit yurttaşlığın ve hak temelli yönetimin vazgeçilmez gereğidir. Bizimle ilgili hiçbir şey bizsiz kararlaştırılamaz: Bizim için bizsiz asla!
Türkiye’nin de taraf olduğu Birleşmiş Milletler Engelli Hakları Sözleşmesi (UNCRPD), engelli bireylerin kendilerini ilgilendiren her türlü politikanın planlanması, uygulanması ve karar alma mekanizmalarında doğrudan yer almasını amir hüküm olarak kabul eder. Engelli hareketinin küresel ölçekteki en temel şiarı olan “Bizimle ilgili hiçbir şey bizsiz olmaz!” ilkesi, tam da bu durumun karşılığıdır. Engelliler yerel yönetimlerde yalnızca sunulan hizmetlerin pasif birer alıcısı konumunda kalamazlar. Engelliler politika üreten, bizzat karar veren, bütçe ve işleyişte söz sahibi olan; kendi geleceklerini şekillendirmek, haklarını savunmak ve ilerletmek üzere kurumsal mekanizmaların karar süreçlerinde yer almak zorundadır. Bu, anayasal bir haktır.
Diyarbakır Büyükşehir Belediyesinin geçmişteki vizyoner ve hak odaklı pratikleri ile bağlı bulunduğu partinin yayımladığı taahhütler göz önüne alındığında, doğrudan engellileri ilgilendiren ve adında bu kimliği taşıyan bir daire başkanlığının sevk ve idaresinin hak öznelerine emanet edilmemiş olması, engelli hakları hareketinde hayal kırıklığı yaratmıştır. Bir yapının adı ne kadar kapsayıcı olursa olsun, o yapının karar mekanizmasında doğrudan hakkın öznesi yer almadığı sürece o mekanizmanın meşruiyeti tartışılır hâle gelir. Yerel yönetimlerin demokratikleşmesi ve kapsayıcı olması, engellilerin “yönetilen” değil, “yöneten” konumuna gelmesiyle mümkündür.
Engelliler Konfederasyonu olarak, DEM Parti Genel Merkezini, Engelliler Komisyonu’nu ve Diyarbakır Büyükşehir Belediyesini kendi manifestolarına, savundukları ilkelere ve uluslararası sözleşmelere sadık kalmaya çağırıyoruz. Söylem ile eylem arasındaki bu derin çelişkiye son verilerek bu hatalı kararın en kısa sürede geri alınmasını; engellilerin karar alma mekanizmalarında doğrudan ve etkin temsil edilmesi yönündeki haklı ve tavizsiz talebimizin karşılanmasını bekliyoruz.
Engelliler adına engelliler olmadan karar verilmesini, engelliler için kurulan kurumların engelliler dışarıda bırakılarak yönetilmesini kabul etmiyoruz. Biz yönetilmek değil, birlikte yönetmek; dinlenmek değil, karar vermek; temsil edilmek değil, doğrudan temsil hakkımızı kullanmak istiyoruz. Bizimle ilgili hiçbir şey bizsiz olmaz. Bizim için bizsiz asla!
Kamuoyuna saygıyla duyurulur.
ENGELLİLER KONFEDERASYONU
Engelliler Konfederasyonu sitesinden daha fazla şey keşfedin
Subscribe to get the latest posts sent to your email.
